Gıybet, bir Müslümanın arkasından hoşlanmayacağı şeyleri söylemektir. Kur’ân, bu günahın çirkinliğini anlatmak için gıybeti “ölü kardeşinin etini yemek” gibi son derece tiksindirici bir benzetmeyle ifade eder. Risale-i Nur’da Yirmi İkinci Mektup’ta bu âyetin gıybeti altı farklı açıdan şiddetle yasakladığı açıklanır.
İşte اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخِيهِ مَيْتًا âyetinde altı derece zemmi zemmeder, gıybetten altı mertebe şiddetle zecreder. Şu âyet bilfiil gıybet edenlere müteveccih olduğu vakit, mânâsı gelecek tarzda oluyor. Şöyle ki:
Malûmdur, âyetin başındaki hemze, sormak, “âyâ” mânâsındadır. O sormak mânâsı, su gibi, âyetin bütün kelimelerine girer. Her kelimede bir hükm-ü zımnî var.
İşte, birincisi, hemze ile der: Âyâ, sual ve cevap mahalli olan aklınız yok mu ki, bu derece çirkin birşeyi anlamıyor?
