Risale-i Nur bir tarikat değil, doğrudan imanı kurtarmaya yönelik bir ilim ve hakikat mesleğidir. Emirdağ Lâhikası’nda açıkça ifade edildiği gibi zaman tarikat zamanı değil, iman hizmeti zamanıdır. Çünkü tarikatsiz Cennete giden olabilir; fakat imansız Cennete giden yoktur.
Risale-i Nur Sohbetleri
Kainatta Rahmet Nasıl Görülür? | Ondördüncü Lem’a
Kâinatta rahmet tezahürleri, bütün mahlukatın insanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yaratılmasıdır. Lem’alar’da anlatıldığı üzere insan zayıf ve âciz olduğu hâlde, kâinat ona musahhar edilmiştir. Bu durum, Allah’ın ilim, hikmet ve rahmetinin açık bir delilidir.
Hayatı Veren Allah’a Kullukta Bizden Ne İsteniyor? | Dördüncü Şua
Bize hayatı veren Allah’a verebileceğimiz şey; şükür, iman, ubudiyet ve teslimiyettir.
Şualar Dördüncü Şua’ya göre insanın vazifesi, hayat nimetini gafletle değil, marifet ve ibadetle değerlendirmektir.
Hayat bir mülk değil, emanet olduğu için karşılığı kulluktur.
Mü’min Kardeşinin Meziyetleriyle Nasıl İftihar Edilir? | Yirmi Birinci Lem’a
Mü’min kardeşlerin faziletleriyle iftihar etmek, kendi nefsimizi unutup onların meziyetleriyle sevinebilmek demektir. Risale-i Nur’a göre buna “tefani” denir; yani kardeşlerin faziletleriyle bir nevi fâni olmak, onları kendimiz gibi tasavvur edip şükürle sevinmektir.
Dua Ederken Sesimizi Kim İşitir? | Yirmi Dördüncü Mektup
Dua, imanın ruhudur ve Allah’a yönelmenin ifadesidir. Risale-i Nur’a göre, Allah tüm kainata hükmeder, en küçük işlerimizi bilir ve sesimizi işitir. Bu nedenle kişi, dualarında yalnız Cenab-ı Hakk’a dayanır ve O’ndan talepte bulunur.
Tefekkür İmanı ve İhlası Nasıl Güçlendirir? | Yirmi Birinci Lem’a
Tefekkür, yani Allah’ın varlık ve sanatını düşünmek, insanın imanını kuvvetlendirir ve ihlası artırır. Bu sayede kişi, yalnız Cenab-ı Hakk’ın nazarını hedefler, başkalarının takdirini veya yardımlarını aramaz. Herkes kendi kapasitesine göre bu manevi huzurdan istifade eder.
Neden Cenab-ı Hakk’ın Rızasını Kazanmalıyız? (Yirmibirinci Lem’a)
Amellerde Allah’ın rızasını esas almak, insanların takdirini değil, yalnız Cenab-ı Hakk’ın hoşnutluğunu hedeflemek demektir. Eğer Allah razı olursa, insanların kabul etmesi veya reddetmesi önemsizdir. Bu düstur, ihlası ve manevi istikameti garanti eder.
Miraç Mucizesi Neden Peygamberimize Verildi? | On Dokuzuncu Mektup
Miraç mucizesi, Hz. Muhammed’in (asm) risaletinin kemaline ve bütün peygamberler içindeki en yüksek makama sahip oluşuna binaen ona mahsus kılınmıştır. Risale-i Nur’a göre Miraç, onun nübüvvet delillerinin ve manevi kemalatının en büyük göstergesidir.
Şuursuz Yağmur İhtiyaca Göre Nasıl Yağıyor? | Yedinci Şua
Yağmur ve bulut şuursuz olduğu halde, ihtiyaca tam uygun şekilde hareket eder. Risale-i Nur’a göre bu durum, yağmurun kendi kendine değil; her şeyi bilen ve idare eden bir Kudret tarafından sevk edildiğini gösterir.
Şirket-i Maneviye Nedir? Manevî Hizmette Şahsî Menfaat Aranır mı? | Yirmi Birinci Lem’a
Şirket-i maneviye, iman ve ahiret hizmetlerinde ihlas, uhuvvet ve ittihat sırrıyla ortak hareket etmektir. Risale-i Nur’a göre bu manevi ortaklıkta yapılan hizmetlerin sevabı, iştirak edenlerin her birinin amel defterine tam olarak yazılır; bu nedenle şahsî menfaat aranmaz.
