Kâinatta rahmet tezahürleri, bütün mahlukatın insanın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yaratılmasıdır. Lem’alar’da anlatıldığı üzere insan zayıf ve âciz olduğu hâlde, kâinat ona musahhar edilmiştir. Bu durum, Allah’ın ilim, hikmet ve rahmetinin açık bir delilidir.
Rahmet nedir?
Rahmet, Allah’ın mahlukatın ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde inayet ve merhamet göstermesidir.
Musahhar ne demektir?
Bir şeyin başka bir varlığın hizmetine verilmesi ve emrine boyun eğdirilmesidir.
Zayıf-ı mutlak neyi ifade eder?
İnsanın kendi başına hiçbir şeye güç yetirememesini ifade eder.
Kâinatta rahmet nasıl görünür?
Mahlukatın insanın ihtiyaçlarına cevap vermesi ve kâinatın ona hizmet etmesi şeklinde görünür.
İnsan neden zayıf-ı mutlak olarak tanımlanır?
Çünkü insan kendi başına hayatını sürdüremez; her an yardıma muhtaçtır.
Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine “Lebbeyk!” dedirten Zat-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin! Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir ve kat’iyen anla ki: Senin gibi zayıf-ı mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek; elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-i rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddi ve safi bir hürmet ister. İşte o hâlis şükrün ve o safi hürmetin tercümanı ve unvanı olan Bismillahirrahmanirrahîm’i de. O rahmetin vusulüne vesile ve o Rahman’ın dergâhında şefaatçi yap.
