Kâinatta görülen hikmet ve sanat, Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tarif eder. Otuz Üçüncü Söz’de ifade edildiği gibi, en küçük ayrıntılardan en büyük unsurlara kadar her şey bilinçli bir düzenle vaziyet alır. Işık dahi İlâhî sanatın sergilendiği bir vasıta olarak istihdam edilir.
Nasıl cüz’iyat ve neticelerde ve teferruatta kemâl-i hikmet ve cemâl-i san’at görünüyor. Öyle de, tesadüfî ve karışık tevehhüm edilen küllî unsurların, büyük mahlûkatın zâhiren karışık vaziyetleri dahi bir hikmet ve san’atla vaziyetler alıyorlar.
İşte ziyanın parlaması, sair hikmetli hidemâtının delâletiyle, yeryüzünde masnuat-ı İlâhiyeyi izn-i Rabbânî ile teşhir ve ilân etmektir. Demek bir Sâni-i Hakîm tarafından ziya istihdam ediliyor; çarşı-yı âlem sergilerindeki antika san’atlarını onunla irâe ediyor.
